“Yazmaya başladığın andan itibaren ruhunun iyileştiğini, kendini yenilediğini ve değişime gönüllü uyum sağladığını fark edeceksin.”
Bazı insanlar kalabalıkların içinde kaybolur, bazıları ise kendi sessizliğinde, içindeki karanlıkta.
İnsan bazen herkese kendini anlatır da bir tek kendi gerçeğine susar.
Çünkü insanın en zor baktığı yer aynalar değil, içinde taşıdıklarıdır.
Bir kırgınlığı yıllarca “geçti” diye taşırız.
Bir vedayı unuttuğumuzu sanırız.
Oysa gecenin en sessiz anında, içimizde sakladığımız o cümle yeniden dirilir:
“Ben aslında hâlâ oradayım. Hiçbir yere gitmedim. Kalbinin tam ortasında duruyorum. Görmüyor musun?”
Hayat, biraz da kendinden kaçma sanatıdır aslında.
Kimimiz işe saklanır, kimimiz aşka sarılır, kimimiz gülümsemelere ya da alışkanlıklara…
Günün sonunda insan yine kendine döner.
Çünkü içimizde susturduğumuz her şey, bir gün kalbimizin kapısını yeniden çalmayı bilir.
Belki de büyümek; başkalarına güçlü görünmek değil, kendine dürüst olabilmektir.
İnsan…
En çok da kendinden kaçar, saklanır.
Ayşe Manav
