Yaza vurgun yüreğim henüz begonvilleri göremedi!
Mesele gözle görmek değil ki benim için,
Hiçbir zaman da öyle olmadı.
Ben kalbimle görmeyi, işitmeyi, yaşamayı sevenlerdenim. Zira gözün gördüğünü herkes görür, herkes bakar...
Ama kalp öyle mi ya?
Mesela kıyıların kenarına oturup da uzun uzun dalıp gidemedim bu yaz...
Kaybolamadım mavi suların derinliğinde; sessiz ve dingin bir şekilde...
Ben bana kalamadım bu yaz; esintinin çarptığı yakamoz yemiş dalgaların sahile vuran sesinde.
Binbir hikâye yazdığım deniz fenerlerinin yanıp sönen ışıklarına da rast gelemedim bu kez. Oysa ne çok severdim fenerin karanlığa göz kırpan yanışlarında bir aşuk ile maşuk hikâyesi yazıvermeyi ayaküstü.
Ondan da elim eteğim çekildi bu yaz!
Sahil boyu yapılan bol sohbetli yürüyüşlerin ahengini...
Ve
Gündüzün kavur kavur yaktığı ayaklarımı gece çöktüğünde buz gibi olan kumsalın ipek kumuna bastığımda içimi serinleten o duyguyu da doyasıya alamadım bu yaz.
Rüzgârın saçımı sıvazlayıp geçtiği yaz gecesinde ahşap bir banka oturup gemilerin gelişini de göremedim bu yaz.
Mesela uzanıp da yıldızları seyre dalmayı gece uykumla birleştiremedim bu yaz.
Maharifet beller gibi her mevsim döktürdüğüm mısraları da kuruttum bu yaz!
Kalabalığında boğulduğum Bodrum'a bile sadece selam çakıp geçip gittim bu yaz.
Lakin
Kendime yeni bir hayat penceresi açtım bu yaz!
Esen kalın.
Selin IŞIL
